Bize Ulaşın

1-Zeki Demirkubuz

Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak başladı. İlk uzun filmi C Blok’u (1994) çekene kadar çeşitli yönetmenlerin asistanlığını yaptı. C Blok’tan sonra Demirkubuz, kendi senaryolarını yazan bağımsız bir yönetmen olarak çalışmaya devam etti. Uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler, Demirkubuz’u Venedik Film Festivali’nde gösterilen ikinci filmi Masumiyet’le tanıdılar. Demirkubuz’un üçüncü filmi olan Üçüncü Sayfa, Türkiye’deki film festivallerinin yanı sıra Locarno ve Rotterdam Film Festivalleri de dahil olmak üzere Avrupa’da yapılan çok sayıda film festivalinde gösterildi. Bu dönemde Zeki Demirkubuz “Karanlık Üzerine Öyküler” adını verdiği üçlemesinin çalışmalarına başladı. Üçlemenin ilk iki filmi, Yazgı ve İtiraf, 2002 yılında Cannes Film Festivali’nin “Un Certain Regard” bölümünde gösterildi. Üçlemesini başrolünü de üstlendiği Bekleme Odası’yla (2003) tamamlayan Demirkubuz, daha sonra Masumiyet’in başlangıç öyküsünü anlatan Kader’i çekti. (2006). Demirkubuz’un son filmi, 2009 yılında gösterime girenKıskanmak’tır. ‘Kıskanmak’ filminin ardından, ‘Yeraltı’ (2012) adlı filmi çekmiştir.

Ayrıca, İşler Güçler dizisinin final bölümünde rol almıştır.

zeki demirkubuz


2-Nuri Bilge Ceylan

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinemaeğitimi gördü. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında üniversitenin fotoğrafçılık (BÜFOK), dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak, doğa etkinlikleri ile ilgilendi. 1980’lerde kimi portföyleri Gergedan gibi dönemin nitelikli kültür ve sanat dergilerinde yayınlanan Ceylan, yaptığı dört filmin de, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendi. Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. Ceylan 1997’de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoralKasaba filmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı’nı çekti. Film, Berlin Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan’ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı ve görüntü yönetmenliğini Ceylan’ın kendisinin üstlenmediği ilk filmi olma özelliğini kazandı. Filmin bir diğer önemli özelliği ise, Nuri Bilge Ceylan’ın bu kez kamera önüne de geçerek, eşi Ebru Ceylan’la başrolleri paylaşmış olmasıdır.

2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında “Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme…” dedi. 64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

Nuri Bilge Ceylan’in “Kış Uykusu” isimli filmi 2014 yılında 67. Cannes Film Festivali’nde büyük ödül olan Altın Palmiye’ye layık görüldü. Böylece Yılmaz Güney’in Yol filminin ardından ikinci kez bir Türk filmi bu ödülü kazanmış oldu.

nuri bilge ceylan


3-Onur Ünlü

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi iletişim sanatları bölümünden mezun oldu. Daha sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi iletişim bilimleri anabilim dalında yüksek lisansını tamamladı.

1993-1998 yılları arasında Ah Muhsin Ünlü mahlasıyla birçok şiir yazmıştır. Yazdığı şiirleri Gidiyorum Bu adlı kitapta toplamıştır.

2006 yılında ilk sinema deneyimi olan Polis adlı ilk sinema filminin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendi.

2011-2013 yılları arasında ise Leyla ile Mecnun dizisinin genel yönetmenliğini üstlendi. Dizi birçok başarıya imza attı. Sosyal medyada fenomen haline dönüşen dizi 3. sezon sonunda yayından kaldırıldı. Bu diziye devam ederken 2012-2013 yıllarında iseŞubat dizisinin genel yönetmenliğini yaptı. Daha sonra Ben de Özledim adlı dizinin yönetmenliğini üstlenmiş, aynı zamanda bu dizide Onur Ünlü rolü ile kendisini canlandırmıştır.

Ayrıca Leyla The Band grubunda davulcudur.

onur ünlü


4-Cemal Şan

1966 Tunceli doğumludur. Bir süre işletme ve daha sonra iktisat okudu. Çeşitli edebiyat-mizah-sinema dergilerinde şiirleri, öyküleri, sinema yazıları ve karikatürleri yayınlandı. Çeşitli karma karikatür sergilerine katıldı. Sinema işletmeciliği ve yapımcılık yaptı. Yeni Sinemacılar’ın kurucularındandır. Çeşitli sinema filmlerinde teknik yapımcılık, senaristlik, yardımcı yönetmenlik, senaryo danışmanlığı, süpervizörlük ve oyunculuk yaptı.Dönersen Islık Çal, Ali, Işıklar Sönmesin; bilinen senaryolarıdır. Çeşitli televizyon filmleri ve diziler çekti. İlk uzun metrajlı sinema filmi olan Ali ile çeşitli ödüller aldı. Yapımcısı ile sorunlar yüzünden film vizyona giremedi. Yazdığı, çektiği, çalıştığı sinema filmleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli ödüller aldı. Dilber’in Sekiz Günü; Zeynep’in Sekiz Günü ve Ali’nin Sekiz Günü filmleriyle birlikte Aşk Üçlemesini (ruh & kalp & akıl ) tamamlamış oldu.

cemal şan


5-Serdar Akar

1987’de Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’ne girdi ve 2000 yılında okulu bitirdi.

1989 yılında daha öğrenciyken Mahinur Ergun’un yönettiği Med-Cezir Manzaraları adlı filmle yönetmen yardımcısı olarak profesyonelliğe adım attı.

Kariyeri boyunca Orhan Oğuz, Tunca Yönder, Kadir Sözen, Mustafa Altıoklar ve Erden Kıral’a asistanlık yaptı.

1994 – 1997 yılları arasında pek çok TV dizisinin yönetmenliğini üstlenen ve ilk kısa filmi Tanabata Matsuri’yi de çeken Akar, 1998 yılında birbirine geçmiş çapraz senaryoya sahip iki film Gemide ve Laleli’de Bir Azize filmlerinin senaryosunu yazdı. Gemide’nin yönetmenliğini yaptı.

2000 yılında çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği kasabanın ve ailesinin hikâyesini anlattığı Dar Alanda Kısa Paslaşmalar adlı filmi yazıp yönetti.

2001 yılında Maruf’u yaptı. Bu filmden sonra dedesinin sinemasına atfen isimlendirdiği ve kuruculuğunu yaptığı “Yeni Sinemacılar”ı bıraktı. Ardından dizi yönetmenliğine yoğunlaştı.

2005’te ilk kez bir başkasına ait uzun metraj bir senaryonun yönetmenliğini yaparak Kurtlar Vadisi Irak’ı çekti.

2006 kendi firmasını olan Filmakar’ı kurarak vizyona girdiği yıl çok tartışılan Barda filmini yaptı.

2007 yılında Tarkan Karlıdağ ile ortak kurduğu Adam Film ile Elveda Rumeli dizisine başladı. Ayrıca aynı yılın Kasım ayında Adam Film bünyesi altında Tiyatroadam kuruldu.Albay Kuş adlı oyun Akar’ın süpervizörlüğünde sahneye kondu.

2009 yılında Beren Saat ve Erkan Petekkaya’nın başrollerini paylaştığı Gecenin Kanatları isimli filmi vizyona girdi.

Ayrıca 2010-2011 yılları arasında Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi isimli dizinin yanı sıra, aynı dizinin Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm ve Behzat Ç. Ankara Yanıyor isimli filmlerini de yönetti.

Son yıllarda İnadına Yaşamak, Cinayet gibi dizilerde yönetmen koltuğunda yer alan Akar, 2013’te Kemal Uzun ile birlikte Çanakkale: Yolun Sonu filminin başına geçti.

Serdar Akar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak atölye dersi vermektedir.

serdar akar


6-Kudret Sabancı

Kudret Sabancı (d. 8 Temmuz 1966, Bergama, İzmir), Türk sinema ve televizyon yönetmenidir.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Sinema-TV bölümü mezunu olan Kudret Sabancı, adını ilk kez Laleli’de Bir Azize filmiyle duyurmasına karşın, bu onun ilk çalışması değildir. Öğrencilik yıllarında çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ödüller kazanan 20 kadar kısa film yapmıştır.

Profesyonel yaşamına çeşitli televizyon programları, videoklipler ve reklam filmleri çekerek devam etmiştir. Yönettiği tv programlarından bazıları “Alkışlar”, “Beyaz Show”, “A Takımı”dır. A Takımında toplam 8 saat 15 dakikalık kesintisiz canlı yayın yaparak bir tür rekor kırmıştır.

İlk uzun metrajlı sinema filmi, Laleli’de Bir Azize ile, 1999’da 10. Orhan Arıburnu Ödülü ve Ayhan Işık ödülü almıştır. Bu film, kendi alanında kült bir izleyici topluluğuna sahiptir.

İKSV, Trakya Üniversitesi vb. birçok etkinliğe de katılan Kudret Sabancı’nın ses getiren çalışmalarından biri de; beş ayrı yönetmenin birlikte ortak çektikleri ve “2005 yılının En İyi Türk Filmi” ödülü alan Anlat İstanbul filmidir. Bu film beş ayrı klasik masalın günümüz istanbuluna uyarlanmış halidir. zaman zaman ayrılan, zaman zaman içiçe giren öykülere sahiptir ve her öyküyü başka bir yönetmen çekmiştir. Anlat İstanbul yurtiçi ve yurtdışında birçok ödüle layık görülmüştür. Bu ödüllerden bazıları; 24. İstanbul Film Festivali En İyi Film, 12. Adana Altın Koza’da toplam 5 Altın Koza, 38. SİYAD ödülleri, Altın Portakal, en iyi görüntü yönetmeni, 11.Roma-MED film festivali, 2006 Bangkok Film Festivali Jüri özel ödülü,

Bu dizilerden Zerda, Aliye ve Binbir Gece, yayınlandıkları her hafta çok yüksek ratingler aldı. Kudret Sabancı, bu dizilerle yaklaşık 250 hafta üst üste açık ara birinci çıkarak bu alanda kırılması güç bir rekorun sahibidir.

Binbir Gece dizisinin ikinci sezon finalinin son bölümünü canlı olarak çekip yayınladı. Bu Türk televizyon tarihinde ilk defa yapılan bir olaydı. Gene yönettiği dizi ve tv programlarıyla birçok Altın Kelebek, Beyaz İnci, çeşitli kuruluşlardan verilen yılın tv programı, yılın tv dizisi ve yılın yönetmeni ödüllerine değer görüldü. Binbir Gece birçok ülkede de yayınlanmıştır. Bu ülkelerden bazıları Bulgaristan, Azerbaycan, Kuveyt ve Romanya’dır.

kudret sabancı


7-Metin Erksan

Pertevniyal Lisesi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünü bitirdi. 1947’den başlayarak çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı. Üniversite yıllarında sinemayla ilgilenen Erksan, 1950’de Atlas Film için Yusuf Ziya Ortaç’ınBinnaz adlı filmini senaryolaştırarak sinemaya adımını attı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 1952’de mezun olan Erksan, aynı yıl Dünya gazetesinde film eleştirileri yazdı. 1952’de senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı Karanlık Dünya, Aşık Veysel’in Hayatı-Karanlık Dünya, ilk filmi oldu. Dünya Havacıları Türkiye’de (1958), Büyük Menderes Vadisi (1959) adlı iki belgesel film yaptı.

Edebiyat uyarlamalarına yönelerek kırsal kesim insanlarının sorunlarını işlediği filmlerle başarı kazandı. Susuz Yaz, 1964 Berlin Film Şenliği’nde Altın Ayı Büyük Ödülü’nü, Yılanların Öcü (1962), 1966 Kartaca Film Şenliğinde birincilik kazandı. Kuyu filmi (1968) 1.Adana Film Şenliği’nde birinci oldu. Halit Refiğ ile birlikte Ulusal Sinema anlayışının temsilcisi oldu.

1970 yılından sonra ticari filmler yönetti. 1974-1975’te TV için çağdaş beş Türk öyküsünü (Sabahattin Ali’nin “Hanende Melek”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Geçmiş Zaman Elbiseleri”, Samet Ağaoğlu’nun “Bir İntihar”, Sait Faik Abasıyanık’ın “Müthiş Bir Tren” ve Kenan Hulusi Koray’ın “Sazlık”) kısa metrajlı filmler durumuna getirdi. Metin Erksan, 4 Ağustos 2012 tarihinde 83 yaşında vefat etti.

metin erksan


8-Yılmaz Güney

Yılmaz Güney (Yılmaz Pütün, 1 Nisan 1937; Yenice, Karataş, Adana – 9 Eylül 1984, Paris), Zaza ve Kürt asıllıdır. Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazardır. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir“Anadolu çocuğunun” otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu’dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

yılmaz güney


9-Ezel Akay

1961 yılında İnegöl’de dünyaya gelen Ezel Akay, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Amerika’daVillanova Üniversitesi’nde tiyatro öğrenimi gördü.

İFR’nin kurucu ortağı olarak film prodüksiyonu sektörüne girmeden önce reklam metin yazarlığı, tiyatro yönetmenliği ve oyunculuğu, yapım asistanlığı ve amirliği yaptı. İFR’nin kuruluşundan bu yana, aralarında son on yılın unutulmazlarından “İş Bankası-Sağduyu”, “İş Bankası-Atatürk”, “Telsim-Çıldıran Müdür” filmlerinin ve son dönemde de “Kredi Kart-Migros”, “Mio-Türkiye’ye Doğan Temizlik Güneşi”, “Pimapen” ve “Microsoft-Korsan Yazılım” gibi son dönem filmlerinin de yer aldığı 500’den fazla reklam filmine yönetmen olarak imza attı.

1996 yılında Derviş Zaim ile “Tabutta Rövaşata” filminin yapımcılığını üstlendi. Film yurtiçi ve yurtdışı birçok festivalde ödül kazanırken uluslararası alanda en çok ödül alan yerli film unvanını elde etti. Daha sonra genel yapım sorumlusu olduğu ve yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı “Güneşe Yolculuk” filmi Berlin Film Festivali de dahil yerel ve uluslararası birçok festivalde ödül kazandı. 2001 yılında yapımı gerçekleştirilen ve yönetmenliğini Semir Aslanyürek’in üstlendiği, başrollerini Hülya Koçyiğit,Tuncel Kurtiz ve Aykut Oray‘ın paylaştığı “Şelale” filminin de yapımcılarından olan Ezel Akay, 2004 yılında yapımı tamamlananAhmet Uluçay’ın yönettiği, yurtiçi ve yurtdışı festivallerde birçok ödül kazanan “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” adlı sinema filminin de genel yapım sorumluluğunu üstlendi.

Ezel Akay, 2004 yılında başrollerini Haluk Bilginer, Özcan Deniz ve Demet Akbağ’ın paylaştıkları, Levent Kazak’ın senaryosunu yazdığı, “Neredesin Firuze” filmiyle de yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metrajlı sinema filmine imzasını attı.

En son olarak 2006 yılında vizyona giren, yine Levent Kazak’ın yazdığı, başrollerini Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün paylaştıkları “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” filminin yönetmenliğini yaptı.

20 Kasım 2009 tarihinde vizyona girecek olan son filmi 7 Kocalı Hürmüz’in çekimlerini bitirdi.

Galip Derviş adlı dizide Hamdi “Fil Hamdi” Dönmez karakterini canlandırdı.

Ezel Akay halen, kurucu ortak sıfatıyla İFR A.Ş. bünyesinde yönetmenlik ve yapımcılık yaparak kariyerini sürdürmektedir.

ezel akay


10-Lütfi Ö. Akad

Ömer Lütfi Akad (2 Eylül 1916, İstanbul – 19 Kasım 2011, İstanbul), Türk film yönetmeni ve senarist. Türk sinemasının “Koca Çınar”ı olarak bilinen Akad, 1950’li yıllara değin tiyatrocuların egemenliğinde kalmış olan Türk sinemasının, tiyatrodan bağımsız hale gelmesini sağlayan en önemli isimlerden biri olmuştur. “Sinemacılar Kuşağı”nın ilk temsilcilerinden olan Akad, kendinden önceki sinemacılardan farklı olarak sinemanın kendine özgü dilini ve olanaklarını araştırıp geliştirmiş, imza attığı yapıtlarla kendinden sonra gelen birçok yönetmeni etkilemiş, onlara örnek olmuştur.

1948 yılında Vurun Kahpeye ile başladığı yönetmenliğini halk masalları uyarlamalarıyla sürdürmüş, polisiye filmleriyle sinema dilini geliştirmiştir. Ayrıca belgeseller çekip, senaryo yazarlığı yapmıştır. Yazdığı Işıkla Karanlık Arasında adlı deneme biyografisi Türk sinemasının başlangıç ve gelişim kesitinin görülebildiği ilginç bir yapıttır.

Lütfi Ö. Akad


11-Tunç Başaran

Babası marangoz Fikri, annesi yazar Pakize Başaran, kızı Zeynep Göksu’dur. Çocukluğu ve gençliği İstanbul’un Fatih semtinde geçmiş. Yaşamını değiştiren yerin, eskiden Direklerarası adı verilen Şehzadebaşı olduğunu söyler; çünkü orada yedi sekiz sinema vardır. Altı yaşından itibaren o sinemalarda oynayan filmlerle haşır neşir olur. Sevgili dostu, yazar İslam Çupi’yle Fatih Kaymakamlığı karşısındaki Hava Şehitleri Parkı’nın parmaklıklarına oturur, seyrettikleri filmleri tartışırlar. Ona John Ford lâkabını takan da Çupi’dir. 17 yaşındayken evden kaçar. Amacı kaçak olarak bir şilebe binip Amerika’ya gitmektir. Sinemacı olacaktır ve Charlton Heston’u görecektir her nedense. Adapazarı’nda yakalanır.

Edebiyat Fakültesi’nde okurken yönetmen Memduh Ün’le tanışır. Yazdığı bir senaryoyu okuyan Ün kendisine asistanlık teklif eder. Dört sene Ün’ün yanında çalışır. “Ne öğrendiysem ondan öğrendim” der Başaran. O arada Lütfi Akad, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Ertem Göreç gibi ünlü yönetmenlerin yanında da asistanlık yapar.

1964 yılında ilk filminde, “Borusunu Öttüren” adlı oyunu senaryo haline getiren Orhan Kemal’le çalışır. Sonra “Kara Memet” ve Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza”sını çeker. 1966’da askere gider. Sinemadan kopmaz, çok trajik bulduğu Adnan Menderes’in hayatını film yapmak ister, araştırmalara başlar.

Askerlik görevinin ardından yine setlere döner. 70’li yılların başında Yeşilçam’daki seks filmleri furyası ve gerçek film yapımcılarının piyasadan çekilmesinden dolayı yönetmenliği bırakıp bir gecede evini şehir dışına taşır. Bir yıl kadar hiçbir iş yapmaz. Menderes’le ilgili araştırmalarına devam etmektedir.

Reklam sektörüne geçer ve reklam filmleri çekmeye başlar. Bir süre sonra bu alanda bir numara olur. On beş yıl aradan sonra. yeniden sinema filmi yapma zamanı geldiğine inanır. Kazandığı bütün parayı senaryosunu da kendi yazdığı “Biri ve Diğerleri” adlı filme yatırır. Film kendisine 1987 Antalya Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü, ardından 1988’de İstanbul Film Festivali’nde (o günlerdeki adıyla İstanbul Sinema Günleri) En İyi Türk Filmi Ödülü’nü getirir. Sonra “Uçurtmayı Vurmasınlar”ı (1989) yapar. Başta 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde kazandığı “Yılın En İyi Türk Filmi” ödülü olmak üzere, yurt içi ve yurt dışında En İyi Film, En İyi Yönetmen dallarında birçok ödül alan bu film “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar aday adayı olur. Arkasından “Piano Piano Bacaksız” (1991) filmi gelir. O da “Uçurtmayı Vurmasınlar”ın başarısını yakalar. “Uzun İnce Bir Yol” (1993), “Sen de Gitme” (1996), “Kaçıklık Diploması”(1998), “Abuzer Kadayıf” (2000) Başaran’ın uluslararası sinema tarihinde yerini almış filmleridir. Uzun süredir Adnan Menderes konulu belgesel ya da belgesel/drama çalışmalarını aralıklarla sürdürmektedir.

tunç başaran


12-Erden Kıral

Erden Kıral,(d. 10 Nisan 1942 Gölcük ), Türk yönetmen ve sinemacı. Güzel Sanatlar Akademisi Seramik bölümü mezunudur.Gerçek Sinema, Çağdaş Sinemave Güney dergilerinde sinema yazıları yazdı ve editörlük yaptı. Vatan gazetesinde ve 7. Sanatta “3. Dünya Sineması” ile ilgili araştırmaları yer aldı. 1984 yılından beri Berlin Akademie der Künste üyesidir. Bu kuruluşun Sinema bölümü’nün kurucuları arasında yer aldı. Yolda filmi 2005 yılında Harvard Üniversitesi Sinemateki’ne kabul edildi. İzmit Rotary Klup, Aviva, Adana Film Festivali, Uluslararası İstanbul Film Festivali ve Beykent Üniversitesi tarafından ‘Yaşam Boyu Başarı’ ve ‘Onur Ödülleri’ aldı. 2009 yılında 4. Köyceğiz Film Festivali tarafından ‘Onur Ödülü’ verildi.

erden kıral


13-Ferzan Özpetek

1976 yılında Roma La Sapienza Üniversitesi’nde sinema tarihi öğrenimi için İtalya’ya gitti. Novana Akademisi’nde sanat tarihi ve kostüm, ve ‘Silvio D’Amico Tiyatro Sanatı Akademisi’nde yönetmenlik okumuş, Julien Beck, Living Teather ile işbirliğinden sonra, 1982 yılında ‘Scusate il Ritardo’ filminde Massimo Troisi’nin, daha sonra sokak sanatçısı rolüyle de ilk oyunculuk deneyimini yaşadığı ‘Son Contento’ filminde Maurizio Ponzi’nin yönetmen yardımcılığını üstlendi. Ferzan Özpetek, yönetmen yardımcısı olarak yaklaşık 15 yıl, Ricky Tognazzi, Lamberto Bava, Francesco Nuti, Sergio Citti, Giovanni Veronesi ve Marco Risi gibi farklı yönetmenlerle çalıştı.

ferzan özpetek


14-Fatih Akın

1994 yılında girdiği Hamburg Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Hochschule für bildende Künste Hamburg veya kısaca HfbK) Görsel İletişim Bölümü’nden (Visuelle Kommunikation) 2000 yılında mezun oldu. Eğitimi sırasında Wüste Film şirketiyle çalışmaya başladı. 1995 yılında ilk kısa filmi Sensin – Du bist es!’i yönetti ve bu filmle Hamburg Uluslararası Kısa Film Festivali’nde izleyici ödülünü aldı.

Pek çok ödül kazanan ‘Getürkt’ isimli ikinci kısa filmini 1996 yılında yönetti. İlk uzun metraj denemesi olan Kurz und Schmerzlos’u (Kısa ve Acısız) 1998 yılında çekti.

Başrollerini Moritz Bleibtreu ve Chritiane Paul’un oynadığı diğer bir uzun metrajlı filmi Im Juli (Temmuz’da) de pek çok ödül aldı. Ardından görece büyük bütçeli bir film olan ve göçmen kültürünün anlatıldığı Solino’yu çekti.

Fatih Akın, başrollerinde Meltem Cumbul, Güven Kıraç, Sibel Kekilli ve Birol Ünel’in yer aldığı Duvara Karşı (Gegen Die Wand) isimli projesiyle Metin Erksan’ın Susuz Yaz’ından 40 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan Türk yönetmen oldu.

2005 yılında Kebab Connection isimli bir filmin senaristliğini, diğer kişilerle beraber, üstlendi. Aynı yıl içerisinde Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul (İstanbul Hatırası) adlı, İstanbul’un barındırdığı değişik müzikleri ve müzik kültürleri üzerine bir belgeselin yönetmenliğini yapmıştır. Belgeselin anlatımını Almanya’nın ünlü endüstriyel rock gruplarından Einstürzende Neubauten’ın bas gitaristi Alexander Hacke yapmıştır.

2005 yılında Cannes Film Festivali’nde Salma Hayek,Javier Bardem ve Emir Kusturica ile birlikte jüride yer almıştır. “Yaşamın Kıyısında” filmi, Ekim 2007’de Türkiye’de gösterime girmiştir.

fatih akın


15-Ahmet Uluçay

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tepecik Beldesi’nde doğdu ve orada yaşadı. Kendi imkânlarıyla yaptığı kısa filmlerle çeşitli festivallere katıldı. Yaşam öyküsünü anlattığı ilk uzun metrajlı filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ile ülke çapında tanındı. Film Türkiye’de ve dünyada çok sayıda ödül aldı. Uluçay beynindeki tümör ve zatürre hastalığı nedeniyle İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde 30 Kasım 2009 tarihinde öldü.

ahmet uluçay


 

 

 

Oylamak ister misin ?