Bize Ulaşın

1 – RED nedir?

RED bugüne kadar alıştığımız video kameralardan farklı bir mantıkla çalışıyor. Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle RED bildiğiniz video kameralardan daha büyük bir algılayıcı kullanıyor. Bu da sinema ve fotoğraf makinası merceklerini kullanabilmemizi ve bunlardaki dar alan derinligini elde etmemizi mümkün kılıyor.

Daha da önemlisi RED algılayıcının üzerine düşen görüntüyü HAM VERİ (RAW) olarak kaydediyor. Bu ne demek? Video kameralar rengi elde etmek için genelde 3 algılayıcı kullanırlar ve bu algılayıcıların (Red, Green, Blue) her birinden gelen ham veriyi olduğu gibi kaydetmezler. Veri miktarını düşürebilmek için kameralar bu verileri “işlerler”. Örnek olarak sizin kameraya girdiğiniz beyaz ayarı bu işlemde birinci önemdedir. Kamera yaptığınız seçime göre üç kanaldan gelen bilgileri derler (aslında kodlar) ve bir resim ortaya çıkarır. Bu resim yanlış beyaz ayarıyla oluşturulduysa geri dönüş imkansızdır.

red

Tek algılayıcı kameralarda aynı işlem Bayer filtresiyle yapılır. Her pikselin önünde bir renk vardır ve böylece algılayıcı kendi içinde üçe bölünmüş olur. Eldeki bu eksik veri “işleme” sırasında tamamlanır ve sonuç resim oluşturulur.

Oysa RED bunu yapmıyor. Aynen DSLR lardaki RAW seçeneğindeki gibi RED tek algıyıcısından gelen veriyi olduğu gibi kaydediyor (bunu yaparken bir sıkıştırma uyguluyor elbette ama ona da geleceğim). Yani sözün özü aslında RED bir algılayıcı ve ondan gelen veriyi saklayan bir taşıyıcı ortamdan ibaret bir kutu sayılabilir fakat tabi ki siz çekim yaparken monitörden görebilmeniz için RED’in de içinde bir görüntü işlemcisi var.

Çekim yaparken nasıl göreceğinize (Kaç ASA, hangi Beyaz Ayarı, Hangi Renk Formatı vs) siz karar veriyorsunuz ama bu verdiğiniz kararlar aslında sadece o an görmek için veriliyor. Dosyanın ana yapısında bir değişiklik yaratmıyor. Metadata şeklinde dosyanın bir kenarına not ediliyor sadece. Sonradan izleme yaparken veya bilgisayarda bakarken bu kararları tekrar gözden geçirmeniz mümkün.

Buna bağlı olarak aslında RED tek bir ASA’da çalışıyor (320 ASA) bunun üstünde veya altında çekmek diye bir şey yok. Alet her zaman 320 ASA çekiyor sadece siz o resme 800 ASA derseniz öyle gösteriyor (Bu da alışık olmadığımız bir kavram elbette)

RED’in algılayıcısı en yüksek seçenekte 4K olarak kısaltılan 4096*2048 piksellik veriler (görüntüler) oluşturuyor. İstenirse daha farklı formatlarda ve hızlarda da çalışmak mümkün. 2K da 2048*1024 vs vs.

RED bu ürettiği verileri ya üzerindeki CF karta veya Hard Diske kaydediyor. HDMI ve HD-SDI çıkışları da var fakat kameranın üzerinde analog video çıkışı yok.

2 – RED Dosyaları Nasıl Şeyler?

RED her bir çekim için bir adet R3D dosyası, 4 tane de MOV (quicktime) dosyası oluşturuyor. R3D dosyası epey büyük oluyor (1 kare yaklaşık 1 MB, oysa aynı veri sıkıştırmasız kaydedilse neredeyse 9 kat daha fazla yer tutardı. Yani RED 1:9 compressed çalışıyor diyebiliriz ancak bu rakam durumlara göre degisken!) ve asıl ham veri onun içinde oluyor. Diğer 4 quicktime dosyası ise aslında birer video dosyası değil. Onlar sadece asıl R3D dosyasına işaret eden referanslar. 4 değişik çözünürlük türünde (4K, 2K, 1K, 0,5K) anında izleme yapabilmeniz için üretiliyorlar ve dediğim gibi bu işi yapmak için asıl büyük dosyayı kullanıyorlar.

Bu ilginç bir nokta. Normalde bu küçük dosyaların da yer tutması beklenir. Oysa RED’in kullandığı REDCODE codecinin bir özelliği, içinden daha küçük ve düşük kaliteli çözünürlüklerin neredeyse anında (yeniden hesaplanmaya gerek kalmaksızın) alınabilmesi. Bu tabi ki önemli bir avantaj. Bilgisayarınızın gücü neyse ona göre istediğiniz QT dosyasını açıp okuma yapıyorsunuz.

3 – RED dosyaları Nasıl Okunur?

Esas probleme yaklaştık. RED dosyalarını Windows PC lerde okumak için RED’in web sitesinden indireceğiniz REDCINE adlı yazılıma ihtiyacınız var. Macintosh ise doğrudan QT desteği ile okuma yapabiliyor. REDCINE bedava bir yazılım olduğu için pek oturmuş değil. Yaptığı temel iş proxy adı verilen küçük qt dosyalarını açmanızı, okuma yapmanızı ve temel renk düzeltmesi yapıp isteğiniz başka bir formata dönüştürmenizi sağlaması.

Bu iş için başka yazılımlar da var. Scratch bunlardan biri…

Ben Windows’cu ve bedavacı olduğum için sadece REDCINE yi denedim.

4 – Peki bu RED Dosyaları Nasıl Kurgulanır?

İşte en dramatik soruyla karşı karşıyayız. Henüz bu sorunun kesin bir cevabı yok :). Şaka değil gerçekten yok. Bir sürü insan bir sürü yol öneriyor. Çoğu da makul şeyler ama henüz (benim görebildiğim kadarıyla) yol şudur denecek bir durum yok. Aslında bu anlamda biraz film (35 mm) gibi düşünebiliriz. Değişik yöntemler var. Çok temelde şu ana mantığı hiç unutmamak gerekiyor: RED le çektiğiniz dosyalar aslında negatif film gibi. Siz proxy QT lerden (düşük kalite) kurgu yapsanız da sonra bir noktada geri dönüp asıl dosyalardan renk düzenleme (Color Correction) yapmanız ve filmin ONLINE (tam kalite) kurgusunu oluşturmanız gerekiyor. Zaten zurnanın zurt ettiği yer de burası oluyor.

Tabi oraya bile gelmeden sorunlar var. Şu anda “RED le çektim hemen oturup kurgu yapayım” derseniz mutlaka Final Cut’ı olan bir Macihtosh’a sahip olmanız gerekiyor. Avid ve diger yazılımlar henüz proxy quicktime dosyalarını desteklemiyorlar. Bu da tabi ki büyük bir baş belası.

AVID’in önerdiği iş akışını buradan izleyebilirsiniz. Tabi doğrusu aya roket yollamak bundan daha kolay olabilir :)

Diyelim ki offline (düşük kalite) kurgu işini bir şekilde hallettiniz. Diğer kısım daha da dikenli. REDCINE renk düzenleme için çok yetersiz bir yazılım. Bu nedenle yaptığınız offline kurgunun 4K playback yapabilecek ve doğru düzgün bir Renk Düzenleme mödülü olan bir sistemde toplanması gerekiyor. Bunu yapabilmek için önce REDCINE’den bütün planlarınızı export (render) etmeniz gerekiyor.

167 karelik kısa bir planı DPX adı verilen standart dosyaya dönüştürme işlemi benim bilgisayarımda (Intel Quad Core İşlemci + 4 GB RAM) yaklaşık 5 dk sürüyor. Her bir kare 32 MB oluyor!

Yani kısaca bu işleri yaparken yaşlanmanız çok olası!

Bir öneri de bütün seçilen görüntüleri 1920*1080 e düşürüp 4:4:4 olarak HDCAM SR kasete kaydetmek (ve kaset böylece intikamını alıyor!!). Aslında sanırım şu an en hızlı yol bu olur. Zaten bir çok uzun metraj film de bu yolu tutuyormuş.

Sonuç:

Yazının başında gördüğünüz video 167 kare. REDCINE’de renk duzeltme yaptıktan sonra 8 bit tiff olarak 4K da export ettim. Bu işlem 5 dk aldı. ve dosyalar 3.9 GB yer tuttu (Aslında 16 bit tiff olarak export etmek gerekiyordu ama artık onunla uğraşamadım!).  Sonra FLV olarak encode ettim. O da yaklaşık 1 dk aldı. Bu dediklerimden kendi sonucunuzu da çıkarabilirsiniz :)

Şaka bir yana daha önce dediğim gibi RED güzel. Fakat bu güzelliğin bedelleri biraz ağır şu aşamada.

Özellikle Türkiye gibi her işin yalan yanlış yapıldığı bir ülkede RED gibi bir aletle uzun metraja kalkışmak bir çeşit intihar olabilir zira RED ile çalışırken özellikle dosya yönetimi (media management) çok çok dikkatli yapılması gereken bir iş. Ayrıca çok ciddi şekilde yedekleme yapılması şart (RED in önerisi en az 3 yedek).

Buna ek olarak RED malzemesini işleyecek bilgisayarların gerçekten çok iyi olması gerekli (Önerilen 8 Core lu 8 GB RAM li Macihtosh!!!)

Sonucun sonucu: RED gelecek vaad ediyor ama 35 mm tamamen oturmuş iş akışıyla şimdilik çok daha hızlı ve kolay.

Oylamak ister misin ?
(Dengeleri bozan kamera) : Red Camera